beypazarı patlıcan patlatması

kurutulmuş soğanotu çiçekleri
Bir sabah gün ışımı
Bozkır güneşi sırtını ısıtırken
Ya da bir akşam güneşi
Yorgun, hüzünlü ve bir garip
Mor dağlara yaslanırken
Sen o eski İpek Yolundan
Dünün hanlarına, kervanlarına
Selam vererek
Hiç bu özel topraklara
Gurbetten bir yolunu düşürüp
Geldin mi Hemşerim?

Beypazarı’lı şair Mustafa Cankara Beypazarı Türküsü adlı şiirine bu mısralarla başlar.


Ankara’nın şirin ilçesi Beypazarı’nda yediğim patlıcan patlatma, közlenmiş patlıcanla yapılan bir salata idi; diğer salatalardan farkı soğan otu kullanılması. Soğan otu Beypazarı’nda yetişen mevsiminde tazesi pazarda satılan, aynı zamanda kurutulmuş olarak ta yenilen aromatik bir ot. Şair şiirin devamında bakın soğan otunu nasıl anlatıyor.

Bolu Dağları'nı aşarak
Çam kokusunu ciğerlerine çekerek
Seben'de, Mudurnu'da mola vererek
Nallıhan'dan sılana dönerken
Ellerinle tarlalara dokunarak
O mübarek başakların bereketini
Duydun mu yüreğinde?
Gelincik, çiğdem, papatya, kekik
Topladın mı kendi ellerinle?
Soğanotu nedir bilir misin?
Yer alması, domalan, keşir çıkardın mı
                     Kendi ellerinle topraktan

Diye devam eder şiir…
Beypazarı Ankara’nın 100 km. kuzey/batısında tarihi ve turistik bir ilçedir.Beypazarı’nın özellikleri saymakla bitmez.İlk göze çarpan tarihi evleri,el dokumasından yapılmış ürünleri,Beypazarı’yla bütünleşmiş telkari gümüş işlemeciliği ve birbirinden lezzetli yemekleri….Yurdumuzun havuç ihtiyacının % 60 ını karşıladığı söylenen Beypazarı’nda her yıl geleneksel olarak düzenlenen Havuç ve Güveç Festivali’nde yöresel yemek yarışmaları düzenlenmektedir.Yöreye ait yemeklerden bazılarını örnek vermek gerekirse taze asma yapraklarıyla sarılan Beypazarı dolmasını,taş fırında pişen ve toprak kaplarda sunulan güveç yemeğini,80 kat ince yufkadan yapılan baklavasını,çayın yanında yenilen uzun süre tazeliğini koruma özelliğine sahip Beypazarı kurusu ve havuç lokumunu sayabiliriz.
Beypazarı’na ilk defa 2004 yılında gittim. Konuk olduğum Arpacıoğlu ailesiyle gittiğimiz İnözü Vadisi’ndeki doğal güzellikleri asla unutamam. Piknikte, Kezban Abla’nın kendi elleriyle yaptığı, Beypazarı yöresinde sevilerek yenen yaprak sarmasını ve patlıcan patlatmayı da hiç unutmadım.Patlıcan patlatmasını farklı kılan unsur soğan otuyla ilgili bilgi almak istedim.Kezban ablaya otun diğer kullanıldığı yerleri sorduğumda patlıcan yemeklerinin hemen hepsinde çok güzel olduğunu söyledi.Kezban abla'nın tarifiyle Beypazarı usulu patlıcan patlatması...


Malzemeler:
3 adet patlıcan (közlenmiş)
3 adet yeşil sivri biber (közlenmiş)
3 adet kırmızı kapya biber(közlenmiş)
1 adet orta boy soğan (çok küçük doğranmış)
1 orta boy domates (kabuğu soyulmuş,ince doğranmış)
3 diş sarımsak (dövülmüş) veya ince doğranmış taze sarımsak
½ limon suyu
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı acı pul biber (istenirse)
1 çay kaşığı kurutulmuş soğan otu
½ demet maydanoz(temizlenmiş ve kıyılmış)
Süsleme için nane yaprakları
Beypazarı usulune göre patlıcanları mutlaka mangalda köz üstünde pişirmek gerekiyor.Mangalda pişiremiyorsanız fırınınızda veya ocak üstü köz tavasında patlıcan ve biberi közleyin ve kolay soyulmaları için soğuyana kadar poşete koyarak ağzını bağlayınız. Poşetten çıkardığınız közlenmiş sebzelerin kabuklarını soyun ve temizleyiniz. Bütün malzemeyi doğrayarak bir kâsenin içine alınız.
Doğranmış soğan taze biber ve domatesleri ekleyiniz. Tuz, limon suyu, pul biber,sarımsak,maydanoz ve zeytinyağını koyup iyice karıştırdıktan sonra bir servis tabağına alınız ve üzerine kurutulmuş soğan otunu serptikten sonra  nane yapraklarıyla süsleyerek servis yapınız.
Şiirde sözü geçen  içimize bahar gibi doğan yöreye özgü yetişen ANKARA ÇİĞDEM’i 
Hüseyin Berkem'in fotoğrafıyla...


Telkari Örnekleri....

telkari kolye

telkari takunyalar
telkari terlik

Yorumlar